Enflasyonla Mücadelede Faiz Politikası Nasıl Çalışır?

Merkez Bankası Haziran 2023’te politika faizini yüzde 40’a çıkardığında pek çok analist bu adımı “geç kalınmış ama doğru” olarak nitelendirdi. Oysa faiz kararlarının enflasyon üzerindeki etkisi, çoğu zaman anlatıldığından çok daha karmaşık bir mekanizma üzerinden işliyor.

Faiz Enflasyonu Nasıl Dizginler?

Klasik anlatı şöyle: merkez bankası faizi artırır, kredi maliyeti yükselir, harcamalar düşer, talep geriler, fiyatlar yavaşlar. Bu aktarım kanalı gerçek olmakla birlikte 6 ila 18 ay arasında değişen bir gecikmeyle çalışır. Yani bugün alınan kararın fiyatlara yansıması en erken altı ay sonra gözlemlenebilir. Bu gecikme siyasi baskıyla birleşince merkez bankaları sıklıkla “erken gevşeme” tuzağına düşer.

Türkiye’nin Yaşadığı Döngü

2021-2022 döneminde faiz indirimi yoluyla enflasyonu düşürme deneyi, tüketici fiyatlarının Ekim 2022’de yüzde 85,5’e ulaşmasıyla dramatik biçimde sonuçlandı. Bu süreçte Türk lirası dolar karşısında yaklaşık yüzde 44 değer kaybetti. Kur kaynaklı enflasyon (döviz geçişkenliği) Türkiye gibi ithalata bağımlı ekonomilerde faiz kanalından çok daha hızlı ve sert çalışır; bir birim kur artışının fiyatlara geçişi ortalama üç ila dört ay içinde gerçekleşir.

Çekirdek Enflasyon ile Manşet Enflasyonun Farkı

Merkez bankaları manşet enflasyona değil, çekirdek enflasyona odaklanır. Çekirdek; enerji ve işlenmemiş gıda fiyatlarını dışarıda bırakır çünkü bu kalemler para politikasıyla kontrol edilemez. Türkiye’de yüksek gıda enflasyonu (2023 ortalaması yüzde 70 civarında) manşet rakamını şişirirken asıl “yapışkan” enflasyon hizmet sektöründeydi; kira, ulaşım, yemek-içme gibi kalemler çok daha yavaş geriledi.

Reel Faiz Meselesi

Nominal faizin tek başına anlamı yoktur. Önemli olan reel faiz, yani enflasyondan arındırılmış oran. Faiz yüzde 40 ama enflasyon yüzde 65 ise reel faiz eksi yüzde 25’tir; bu ortamda tasarruf cazip değildir ve tüketim bastırılamaz. Reel faizin pozitife dönmesi dezenflasyon sürecinin en kritik eşiğidir. Türkiye bu eşiği ancak 2024’ün son çeyreğinde geçebildi.

Ücret Enflasyonu ve Beklentilerin Rolü

Enflasyonun gerçekten düşmesi için beklentilerin de dönmesi gerekir. Çalışanlar önümüzdeki yıl yüzde 50 enflasyon bekliyorsa bu oranda zam talep eder; işverenler de bu maliyeti fiyatlara yansıtır. Beklenti-enflasyon sarmalını kırmak için merkez bankasının güvenilirliği, sözünü tutması ve faiz kararlarında tutarlılığı belirleyicidir. Bağımsız ve öngörülebilir bir merkez bankasının enflasyon mücadelesindeki katkısı, tek başına yüzde 5-8 puanlık bir etki olarak tahmin edilmektedir.

Diğer Ülkelerin Deneyiminden Ne Öğrenebiliriz?

ABD Federal Rezervi Mart 2022’den Temmuz 2023’e kadar faizi 525 baz puan artırarak yüzde 5,25-5,50 bandına taşıdı. Amerikan enflasyonu bu süreçte yüzde 9,1 zirvesinden yüzde 3 bandına geriledi. Benzer şekilde Brezilya, 2021-2023 döneminde politika faizini yüzde 2’den yüzde 13,75’e çıkardı ve enflasyonunu yüzde 12’den yüzde 4 civarına indirebildi. Her iki örnekte de ortak unsur: tutarlılık ve yeterince uzun süre yüksek tutulan faiz.

Faiz Tek Başına Yetmez

Para politikası tek başına enflasyonu kontrol edemez. Mali disiplin (bütçe açığı kontrolü), yapısal reformlar ve enerji ithalatındaki bağımlılığın azaltılması olmadan faiz artışları yalnızca ekonomik büyümeyi frenler, enflasyonu yeterince çözemez. Türkiye’nin 2024-2025 dezenflasyon sürecinde en belirleyici unsur mali sıkılaşma politikasının ne ölçüde sürdürülebileceğidir. Kamu harcamalarındaki genişleme faiz artışını anlamsızlaştırabilir; nitekim bazı ülkelerde “mali hakimiyet” sorunu tam da bu nedenle ortaya çıkmaktadır.

Enflasyonla mücadele, tek bir kararla kazanılan bir savaş değil; tutarlı ve koordineli politikalarla yürütülen uzun soluklu bir süreçtir. Faiz bu mücadelede güçlü ama yeterli olmayan bir araçtır.

pinco